SOL YANIM
BAKİ’YE dostları, "Kaç çeşit dost vardır?" diye sorarlar. BAKİ:
" Dost vardır GIDA gibidir, sen onu her gün ararsın...
Dost vardır İLAÇ gibidir, gerektiğinde ararsın...
Dost vardır HASTALIK gibidir, o seni arar...”diye yanıtlar
Dost vardır İLAÇ gibidir, gerektiğinde ararsın...
Dost vardır HASTALIK gibidir, o seni arar...”diye yanıtlar
Fiziksel ve ruhsal anlamda, kişiyi bütünleyen güzel paylaşımlar yaptıran, içi gerçekten dolu olması gereken iki sözcük, iki kavramdır arkadaşlık ve dostluk. Özleri ikili beraberlik olmuş olsa da aynı anlam sözcükler değildirler.
Arkadaşlık, özü beraberliktir. Bu beraberlikte az veya çok karşılıklı çıkar, yararlanma vardır. Bir bütünlük için birliktelik oluşturur. Süreci, kuruluş amacına bağlıdır. Tanıdıktan ötedir. Amacı gerçekleşince tavsamalar gevşemeler başlar. Sonunda biter.
Ruhu ve anlamı yerinde ve zamanında kullanıldığında değer kazanır. Bu bütünleşme sürecinde güzel zamanlar geçirilir. Okul, mahalle, iş, kahvehane, asker, yol arkadaşlığı gibi...
Arkadaşlık kurmak için iletişim, kişi veya kişilerle diyalog içinde olmak gerekir. Edinmek kolaydır. Özellikle varsıl durumdaysan yedirmekten, içirmekten kaçınmıyorsan saymakla bitmez çeşitte arkadaşın olması bir yana seninle arkadaş olmak için yarışanlar olur. İyi bir sosyal konuma gelmişsen arkadaş halkan iyice genişler. Bir de önemli bir mevkiye ulaşmış sözünü etkili yerlere geçiriyorsan olay gururdan ötelenip...
Kese ağzının kapanıp, sosyal konum bitip, makam koltuğu altından alınınca çevreyi saran o yanıltıcı kalabalık birden eriyip yok olur. Sessiz sedasız tek başına kalınan günler yaşanır. Hal böyle olunca arkadaş edinilmeyecek mi? Her insanın dertleşmek, acılarını, sıkıntılarını ve sevinçlerini paylaşmak, çok zamanda konuşmak için bir arkadaşa yarene gereksinimi vardır. Yalnız dikkat edip gerçeğiyle yalancıyı çıkar uğruna kurulmuşu ayırt etmek gerekir.
Yapılan arkadaşlıkta düşüncelerimiz bir yerde keşip, yaklaşımlarınız bütünleşiyorsa kaybetmeyi hiçbir şekilde istemiyorsa olay sıradan arkadaşlıktan çıkıp GERÇEK ARKADAŞLIĞAyön çevirmiş olur
Gerçek arkadaşlığın bir ileri basamağı ve uzun ömürlüsü: DOSTLUKTUR
Dost, kişinin gerçek anlamda güvenebileceği insandır. Birlikte paylaşılan bu durum sevgi, saygı temeline dayanır. Maddi çıkar beklentileri, sosyal konum gözetilmesi, siyasi konumlardan ilgili beklentiler olmaz.
Dostluk zamana paralel gelişen güven olayıdır. Kişiliksizliğin, çıkarın, bencilliğin ön planda olduğu yerde güven olayı, güvenin olduğu yerde de, fesatlık ve cambazlık olamaz.
Arkadaşlığı kıskançlık, bencillik çıkarcılık marazlarından arındırıp, düşüncelerin, fikirlerin ortak noktaların yarattığı zemine paylaşımcılığı oturttuğumuzda yönünü dostluğa çevirir. İdeali de zaten budur. Gerçek dostluğa dayanılan bu arkadaşlık ortamı, sağlam temellere oturduktan sonra, paylaşımlar genişlenir. Bu da güven ortamın tamamen sağlandığı güzel paylaşımların ve hatta sırların paylaştı ortam en huzurlu ortamdır.
Arkadaşlıktan dostluğa yatay geçiş sınavı yokluklar ve başa gelen kötü olaylardır.
Dostluğun yaşı, nerede, nasıl kurulacağı konusunda kesin kuralı koşulu yoktur.
Yıl 1980.Ülkece derin bir kaosun içindeyiz. Ortalık göz gözü görmez toz duman içinde. Kimin ne yaptığı hiç belli değil. Arka arkaya siyasi cinayetler. Karşı görüşte olana hoşgörü ortadan kalkmış. Kıyım, isteksiz atamalar diz boyu. İşte ülkede durum bu noktadayken doğup büyüdüğüm yer olan Bünyan’dan Torbalı’ya geliyoruz. Eğitim yılı yarılanmış. Okula giden üç çocuğumuz varmış kimin derdi? Sözlü savunmakla kalmamış kitabını yazmışımdır. Memur çocuklarını yeni konumlarına uyum içim özel donanımlıdırlar. Eski anılarını unutmadan yeni arkadaşlar edinirler. Yalnız özüm memur çocuğu değil, memur. Duygusalım. Yalnızlığı sevmeyen paylaşmacı, geçmişime arkadaşlarına bağlıyım. Aldı mı beni bir yalnızlık, haksızlığa uğramışın kaygıyı.
Geldiğimin ilk günüydü. Öğretmenler odasında yadırganacak durum yok. Bir taraf diğerini tırsırmış. Sıradan hoş geldinler. Sıkıntılar içinde bana verilmiş atlak zıtlak ders programında dolu saatin gelmesini bekliyorum. Tam bu anda benden çok genç bir bayan girdi içeri. Çok saçlı, uzun boyluydu. Anne olması yakındı. Yeni gelmişe öyle bir içten gülümsedi ki içimdeki bütün kaygılar birden yok olup gitti.
Aramızdaki dokuz yaşa bakıp kimse değil yıllar boyu dost kalacağımızı kısa arkadaş bağlamını bile kuramazken bir gülümsemeyle başlayan tanışma... Arada çıkar ilişkisinin söz kokusu olmadığı kopmaz koparılmaz bu bağ 33 yaşında. Ara bir atanmalar nedeniyle kesintiler olsa da yürekler bir arada olmuştur.
Yapılacak eleştirileri yüzümüze karşı yaparız. Birbirimizi yapmadık, yapamadıklarımızla değil yaptıklarımızla değerlendiririz. Ayrı bir yerlere gitmek içimden gelmez. Bağ evine alınacak iki metre tırışkadan perdeyi ona göstermesen içime sinmez.
Toplumunda onayladığı, kimi yerde adlarımız karıştırılan kendimce “SOL YANIM” dediğim ekşi yese ağzımda kamaşam dişim olur.
Kendisi sadece arkadaşım, kardeşim sırdaşım dostum değildir. Annesi annem, kardeşleri eşi kardeşim, çocukları çocuklarımdır. Hele KOÇERO dediğim oğlunun adını her anışta burnumun direği sızlar. Sizlerin de GERÇEK DOSTLARINIZI BULUP HİÇ KAYBETMEMENIZ DİLEĞİYLE...

Yorumlar
Yorum Gönder