"Kutlu Dağ Erciyes" kitabı tanıtıldı / Ali Rıza NAVRUZ


 "KUTLU DAĞ ERCİYES"

KİTABI TANITILDI

Bu gün 17 Aralık. Dışarda inceden inceye bir yağmur yağıyordu. Ve ben yoldaydım ve ıslanıyordum. Epey bir zaman şehrimden uzaktaydım ya, memleketimin yağmurlarında ıslanmayı bayağı özlemişim, buna inandım… 

Ne tramvaya binesim geldi ne Belediye otobüsüne. Ayağımdaki ağrıya da aldırmadan Melikgazi Belediyesinin Tiyatro salonunun yolunu tuttum. Saat 16,30'da Kayserimizin Tanınmış yazarlarından/simalarından Halit Erkiletlioğlu'nun KUTLU DAĞ ERCİYES isimli kitabı kendisi tarafından tanıtılacaktı. Sayın Erkiletlioğlu'nun bu kitap ve bununla birlikte BENİM  DÜNYAM BENİM ALEMİM adlı kitaplar üzerinde çalıştığını duymuştum. Demek ki önceliği Kutlu dağımız Erciyes'e vermiş. Yazarımız şu an için 76 yaşında. Allah ömürler versin ve hep yazsın. Daha önce de yazdı biliyorsunuz; Dünden Bu Güne Türkçe, Kayseri Tarihi, Kayseri Selçuklu Sultanları, Kayseri Kitabeleri, Kayseri Bağcılığı önemli eserlerinden bazıları… 

Gelelim bu günkü konumuza. Konuya misafirleri  ısındırmak amacıyla önce aynı sahneyi paylaştığı dostu Mehmet Çayırdağ girdi. Bazı ön bilgiler sundu Kayseri ve Erciyes hakkında. Konuşması sırasında dağımızla ilgili, ilgisi bilgisi kitabı, makalesi olan kişilerden bahsetti ve hepsine teşekkür etti sağ olsun. İsterdim ki ömrünü "Beden Terbiyesi Teşkilatı'nda çalışırken- Erciyes için adamış Aydemir Doğan Beyden de bahsetsin. Üstelik  şairimizin "Erciyes Defteri" isimli kitabı da var… Ama nedense 'es' geçildi. Ayrıca da Kayseri Lisemizde Edebiyat Öğretmenliği yapan Muharrem Barut Hoca "Bir Dağcı ve Kayakçının Notları" isimli kitabında Erciyes'ten bakın nasıl söz eder: '' Allah; mekândan münezzeh her yerde hazır ve nazırlığını bırakıp yeryüzünde yurt edinseydi mutlaka dağlarda yerleşirdi. Yüksek dağlar biraz bu maksatla yaratılmıştır hissini vermez mi? Dağlar, tabiatın alçaklığa, silik düzlüğe karşı bir nevi isyankârlığı, bizim sağır ve duygusuz sandığımız taşın, toprağın Yaratanına ulaşmak için azimli bir yükselişi ve tırmanışı değil midir? Allah, dağları fırsatçı, cüce ruhlar çıkmasınlar diye sarp ve yalçın yaratmış olmalı. Dağcının, bulutlar üstü zirvelerde bunca tırmanma ve yorulma pahasına göğsünde duyduğu geniş inşirah, iliklerini, benliğinin ta derinliklerini saran yepyeni yaşama hazzı başka neyle izah edilebilir?" Muharrem Hocamıza bu sözleri söyleten işte bu Erciyes'imizdi. Bence Muharrem Hoca da yad edilmeliydi Sayın Çayırdağ tarafından… 

Yazarımıza gelince; bence dersine çok iyi çalışmış. Konuşurken konular arasında nefes bile almadı. Onca yabancı sözcüklerin hiç birisi için önündeki notuna yada kitabına bakmadı. Bizleri milat öncesinde aldı ta bu güne taşıdı şehrimizle, Erciyes'imizle birlikte. Kitabi bilgilerdi sunulan ve hoş… Erciyes'in efsanevi bilgilerine girmedi, onu okumayı da bize bıraktı sanırım. Onca tecrübesine rağmen oldukça heyecanlıydı Halit Hocam. O heyecan yüzüne yansıyordu. İyi ki de vardı o heyecanı… Kitapla ilgili bilgilerin arasında bir hakkı da teslim etti bana göre; Kayseri kültürüne hizmet eden başkanlardan Şükrü Karatepe Başkanı da unutmadı. Oysa Çayırdağ Hoca sadece Özhaseki Başkandan söz etmişti konuşmasında. Şükrü Başkanın konuyla ilgili bir sözünü okumuştum o dönem burada vermek isterim: "İnşallah başkanlığım süresince Kayserili Yazar/Şair daha doğrusu sanatçılarımızın eserlerini şehrimiz sanatçısına vefa borcu olarak bastıracağım." Kaldığı sürece de herkesinkini olmasa da sözünü yerine getirmeye çalıştı… 

Çayırdağ Hocam yeter demese Halit Hocam neredeyse o hızla kitabı tamamen anlatacaktı. Bence tadında da bıraktırıldı diyorum… Bu arada bir noktaya da parmak basmalıyım; kitabın bir bölūmūnū oluşturan  Erciyes şiirleri bir şair tarafından dūzenlenmeliydi... Bir şiir būtūnūyle bir anlam ifade eder. Burada bazen birer dörtlūkle geçilmiş bu bir, mizanpaj hic iyi yapılmamış bu iki, önemli bazı şairlerin Erciyesle ilgili şiirleri görūlmemiş.

Melikgazi Belediyesine özellikle teşekkür etmek isterim. Mükemmel ev sahipliği yaptı bütün personeliyle. Bizler de sıcak çayımızı yudumlarken uzun zamandır görüşemediğimiz dostlarımızla görüşmüş olduk. Sanatçı olmak, olabilmek akreple yelkovanı eş kılmak gibi zor bir iş dostlar. Bu uğurda bir keşiş yalnızlığına razı olalım mı? Beraber yürümesek bile beraber yürüyormuşuz gibi olalım mı ha? Saygı, sevgi, hoşgörü bu yollarda pusulamız olsun mu?

Ali Rıza NAVRUZ

Yorumlar